Mehmet Fennî ve Tuhfetü'l-İhvân İsimli Şükûfe-nâmesi
Author(s) -
Fatih Sona
Publication year - 2014
Publication title -
journal of turkish studies
Language(s) - English
Resource type - Journals
ISSN - 1308-2140
DOI - 10.7827/turkishstudies.7046
Subject(s) - philosophy
Flower books are the works which provide information about flowers and people who raise flowers. In these works, we can get information about Ottoman flower culture. The love of flower was widespread passion in Ottoman life. Flowers were not a commercial thing, but a matter of heart. The people who raise flowers gained reputation for the names of their flowers. One of these flowers is tulip. The tulip is the name of oniony and herbaceous plant. His flowers are on stamp and it can be red, yellow and white. The interest in tulip increase remarkably. As the interest in tulip in Istanbul increased, tulips seeds were brought to that city from different places of the empire and the other countries. Tulips were brought to Istanbul even from the island of Crete. One of those who are keen on flowers is Fennî Mehmed Çelebi. According to some sources, Mehmed Fennî died in 1708; according to some others he died in 1715. He was buried in Kayalar graveyard in Rumelihisar. One of Mehmed Fennî’s works is a şükûfe-nâme named Tuhfetü’l-Ihvân. The poet is also a good flower cultivator. The poet started to write this work with the support of İbrahim Hanzâde Mehmed Bey and he wrote a book about tulips. In this work, the poet provides information about some flowers in that terms. The tulip and especially the Crete tulip was so valuable. We can find the names of the people who raised tulip in the book. Some of these are Mehmed Bey, Rüştü Efendi, Habib Bey, Himmet Efendi, Hacı Ahmet, Yıldız Çelebi. Besides we can find the names of some tulips in the work. Some of these are bîmânend, semen-sîmâ, müsellem-i âlem, mihr-i münîr, la’l-i bedahşî, mülûkî and nâdir. In this articles, Fennî Mehmed’s work Tuhfetü’l-Ihvân was given the content and introduced then the critical text was given. Key Works: Flower book, Mehmed Fennî, tulip, tulip names. Çiçek sevgisi ve merakı Osmanlılar’da yaygın bir tutku hâline gelmiştir. Bunu onların hayatlarında bulmak mümkündür. Evlerinde, bahçelerinde, türkülerinde, şiirlerinde kısaca hayatlarında görürüz. Çiçek bir ticaret malı değil, bir sevda işi olmuştur. Çiçeklerle ilgili kitaplarda yer tutan yüzlerce adın ne iş yaptıklarına baktığımız zaman her türlü meslekten insanları görürüz. Bu çiçekleri yetiştiren insanlar, yetiştirdikleri çiçeklerinin adlarıyla ün kazanmışlardır (Gökyay 2002: 55). Şükûfe kelime anlamı olarak çiçek anlamına gelir, şükûfe-nâmeler ise çiçekler ve onları yetiştirenler hakkında bilgi veren eserlerdir. Mecmua ve risâle olarak düzenlenen bu eserlerin ortak özelliği çiçekler ve onları yetiştirenler hakkında bize bilgi vermesidir. Bu konudaki eserlerden bazıları şunlardır (Ayverdi 2006: 12-13; Önal 2009:914-5) : 1.Netâyicü’l-Ezhâr, Mehmed bin Ahmedü’l-Ubeydî 2.Gonce-i Lâlezâr-ı Bâğ-ı Kadîm, Mehmed Remzi Efendi 3.Defter-i Lâlezâr-ı İstanbul Mehmed Fennî ve Tuhfetü’l-İhvân İsimli Şükûfe-nâmesi 925 Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 9/9 Summer 2014 4.Lâlezâr-ı İbrâhim, Reisü’l-küttâb Üçanbarlı Mehmed Efendi 5. Mîzânü’l-Ezhâr, Şeyh Mehmed Lâlezârî 6. Şükûfe-nâme, Abdullah bin Mehmed Efendi 7. Risâle-i Esâmi-i Lâle, Ahmed Kâmil Efendi 8. Şükûfe-nâme, Urfalı Ademî Efendi 9. Takvîmü’l-Kibâr ve Miyârü’l Ezhâr, Tabîb Mehmed Aşkî Efendi 10. Risâle-i Takvîm-i Lâle. Tabîb Mehmed Aşkî Efendi 11. Şükûfe-nâme, Alî Çelebi. Klasik Türk şiirinde en çok dikkat çeken çiçek güldür. Gülden sonra ise Divan şairlerinin en çok kullandıkları çiçekse lâledir (Bayram 2007: 217). Lâle, soğanlı ve otsu bir bitkinin adıdır. Çiçekleri bir sap üzerinde olup, kırmızı, sarı ve beyaz renkli olabilir. Gerçek vatanının Orta Asya olduğu sanılmaktadır. Beş bin çeşidi bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir (Baytop, Kurnaz 2003: 79). Bazı dönemler lâle merakı çok artmıştır. İstanbul’daki lâle merakı arttıkça, imparatorluğun muhtelif köşelerinden ve diğer memleketlerden bu şehre lâle tohumları getirilmiş, Girit Adası’ndan dahi İstanbul’a lâle getirilmişti. Hatta bir zamanlar Girit lâlesi İstanbul’da kıymet kazanmış ve herkes Girit cinsinden lâle sâhibi olmak hevesine düşmüştür (Aktepe 1953: 89 ). Lâlenin yetiştirilmesinde zevk erbâbı çok ince düşünürdü. Onun ayıp ve kusurdan uzak olması gerekirdi. Her lâleye rengine göre şairâne isimler konur, şiirler söylenirdi. Lâle sohbetleri, edebî bir zevk ile geçerdi ( Hakverdioğlu 2008:475). Bu çiçek meraklılarından biri de Fennî mahlaslı Mehmed Çelebi’dir. Asıl adı Mehmed’dir. Sadrazam Avlonyalı Ayas Paşa torunlarındandır. İstanbul’da doğmuştur. “İsmi Mehmed’dir. Avlonyalı Sadr-ı A’zam Ayas Paşa ahfâdındandır. İstanbul’da tevellüd ve hezâr-fen bir şâ’ir-i nâzük-sühan olmagla Fennî mahlasını ihtiyâr eylemişdir.” (Mehmed Siraceddin 1994: 101). Mehmed Fennî, İstanbul’da bulunan Cihângiri Hasan Efendi’nin etkisiyle Halveti tarikatına girdi. Daha sonra Bursa Mevlevîhânesi şeyhi Sâlih Dede’ye intisap ederek Mevlevî oldu. “Âgâz-ı hâlinde şehr-i Kostantıniyye’de şeyh-i hakîkat-âgâh veliyy-i bî-iştibâh aktâr-ı cihânda nâmı cihângîr ve miyân-ı meşâyih-i kirâmda kerâmât-ı bâhire ile ‘arîf ü şehîr olan kutbü’l-ârifîn ve zahrü’lvâsılîn meşâyih-i ulü’l-ihtirâmın bülendi Cihân-gîr Şeyhi Hasan Efendi merhûmdan münîb ve vâfir zamân ol zât-ı ‘âlîye hidmet etmek nâsîb olup ba’dehû Burusa’da Mevlevî-hâne şeyhi zübde-i sulehâ melce-i fukarâ Sâlih Dede Efendi’ye bir zamân tereddüd edip anlardan dahı mecâz ve enfâs-ı tayyibelerinden bûy-âşinâ-yı dimâg-ı imtiyâz oldu.” (Sâlim 2005: 562). Sonra Âdem Dede’ye intisap etti, bazı makamlara ulaştı ve sonunda Seyyid Halil Ruhavî’nin teveccühüne mazhar oldu. “Andan Âdem Dede Efendi’ye intisâb ile kat-ı makâmât-ı 1 Mehmed Aşkî, eserine Allah’a hamd ve peygambere övgü ile başlar. Lâleyi ve Sultan Selim’i övdükten sonra iyi bir lâlenin ve kusurlu gözüken lâlenin özelliklerini verir. Sonra ise 307 lâlenin ismini, sâhiplerini ve özelliklerini bir tablo şeklinde anlatır (Yılmaz 2000: 81-127). 2 Alî Çelebi’nin şükûfe-nâmesinde toplam olarak 29 çiçeğin tavsifi bulunmaktadır. Bu eserde kadehî, lâle, sünbül ve gül çeşitlerinden bahsedilmiştir. Alî Çelebi ayrıca eserini beyitlerle süslemiştir (Keskin 2011: 282-3). 3 Bu dönemde Mustafa Fenni adlı 1745’te vefat etmiş, divan sâhibi başka bir şair daha vardır (Öztoprak: 2005: 12). Bu dönemde Sâhil-nâme isimli, Galata’dan başlamak üzere Boğaziçi’nin iki yakasındaki sâhil beldelerinin işlendiği bir mesnevi vardır. Fevziye A. Tansel, bu sâhil-nâmenin hangi Fennî tarafından yazıldığının ihtilaflı olmasına rağmen Mehmed Fennî tarafından yazılmış olması gerektiğini söylemiştir ( Tansel 1976: 331-346). Ancak Nihat Öztoprak bu sâhil-nâmenin Mustafa Fennî tarafından yazıldığını ifade etmektedir ( Öztoprak: 2005: 11-27).
Accelerating Research
Robert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom
Address
John Eccles HouseRobert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom