Alexander Vallaury’s Late Works On İzmir, Thessaloniki And Eminönü Customs Houses And Notes On The Agenda Of Ottoman Architecture At The Turn Of The Century
Author(s) -
Seda Kula Say
Publication year - 2014
Publication title -
metu journal of the faculty of architecture
Language(s) - Turkish
Resource type - Journals
SCImago Journal Rank - 0.133
H-Index - 11
ISSN - 0258-5316
DOI - 10.4305/metu.jfa.2014.2.3
Subject(s) - architecture , ancient history , history , classics , ottoman empire , archaeology , political science , law , politics
ALEXANDRE VALLAURI’NIN IZMIR, SELANIK VE EMINONU GUMRUK BINALARINA ILIŞKIN CALIŞMALARI VE YUZYIL DONUŞUNDE OSMANLI MIMARLIĞININ GUNDEMINE DAIR NOTLAR Ondokuzuncu yuzyilin ikinci yarisinda deniz kiyisi kentlerde buyuk donusumler yasanmistir. Sozkonusu kentlere ‘liman kenti’ sifatini kazandiran bu donusum, oncelikle rihtim, liman ve gumruk tesislerinin insasini ve deniz kiyilarinin yeniden duzenlenmesini, bunun yani sira kente modern yasamin gerekliliklerine uygun yapilarin kazandirilmasini iceriyordu. Donusumu tetikleyen faktorler, once devletin gelisen deniz ticaretine entegre olma yonundeki siyaseti, 1870’lerden itibaren ise Osmanli imparatorlugu ustunde guc sahibi olmaya calisan Avrupalilarin rekabeti olmustu. Bir yandan kacakciligi onleyip, gelirlerini artirmaya calisan, ote yandan ise liman kentlerine Avrupali, modern bir imaj kazandirmaya calisan Osmanli Devleti icin, duz bir hat halinde doldurulmus kiyilar ustunde Avrupa kentleri benzeri donati ve gorunuse sahip rihtim, liman ve gumruk insasi onemliydi. Ote yandan koloniyal liman kentleri ile ulus devletlerin limanlarina kiyasla bir tur serbest bolge niteligindeki Osmanli liman kentleri, yabanci sermaye icin cazip bir konumdaydi. Gec Osmanli mimarliginin taninmis mimari Alexander Vallauri, 1889-1910 arasinda Osmanli Devleti’nin Rusumat (Gumrukler) Emaneti mimarligi gorevini yurutmesi nedeniyle, donemin mimarlik ve muhendislik gundeminin baslica konusu olan liman kentlerinin reorganizasyonu ve modernizasyonu projelerinde kilit bir konumdaydi. Bu makalede, gec Osmanli mimarliginin baslica aktorlerinden olan Alexandre Vallauri’nin kariyerinin son doneminde uzerinde calistigi Izmir Gumruk Binasi ek salonu (1906-1909) ile Eminonu (1905-1909) ve Selanik (1907-1912) gumruk binalari, arsiv belgeleri ve alan calismalarinin isiginda incelenip tanitilmistir. Sozkonusu gumruk binalari, bu uc onemli liman kentinin rihtim ve liman altyapi projelerinin son asamasi olarak planlanmistir. Yetersiz gumruk hizmetlerini yeni ve modern tesislerle gelistirme ihtiyaci icinde ve buyuk masraflarla, buyuk beklentileri karsilamak uzere girisilmis islerdir. Beklentiler dogrultusunda yeni teknolojiyi icermesi gereken yari-endustriyel yapilardir. Deniz kiyisinda olmalari ve buyuk boyutlari nedeniyle bazi ozel teknik zorluklar iceren projelerdir. Yine deniz kiyisinda ve kentlerin onyuzu konumunda olmalari nedeniyle mimari tarzlari onem tasimaktadir. Binalari, ilgili limanlarin imtiyaz sahibi sirketler yaptirmakla beraber, bina programi ve tasarimi Rusumat Emaneti tarafindan yapiliyor; yapim surecleri ile ilgili kararlar, Vallauri ile beraber, Naf’ia nezareti ve ilgili baska kurumlardan teknik kisilerin de oldugu komisyonlarda alinip uygulaniyordu. Bu uc bina icinde en az tartismaya konu olan Izmir gumrugu ek salonu, denizden doldurulan alan ustunde, Vallauri imzali cizimlerde detaylarini gorebildigimiz dokme demir struktur ile insa edilmistir. 1890’larda Eminonu’nde dokme demir olarak insa etmek istedigi antrepolar icin Jasmund’un sert muhalefeti karsisinda degisiklik yapmak zorunda kalan Vallauri’ni, burada kendinden emin bir dokme demir struktur uygulamasi soz konusudur. Selanik gumrugunun ise, tasarim isleri Vallauri, uygulama ve statik isleri , donemin unlu Fransiz Hennebique betonarme firmasinin temsilcisi, Selanikli genc muhendis Elie Modiano tarafindan yapilmistir. Rihtimin, bu agir binayi tasiyabilmesi icin ozel bir temel sistemi kullanilmis, bina betonarme olarak insa edilmistir. Benzer sekilde Eminonu gumrugu icin de, imtiyaz sahibi sirketin muhendisi Saboreaux’nun talebiyle, Hennebique firmasi betonarme projesi uretmistir. Fakat burada betonarme karari guclukle ve imtiyaz sahibi sirketin israrli cabasi, Hennebique’in destegiyle verilebilmistir. Betonarme sistemlerin maliyet hesabi da hem Selanik hem Eminonu icin ayri bir tartisma konusu olmus, yerel otoriteler ozellikle Eminonu’nde ‘som kargir’ sistem kullanilmasinda israrli olmustur. Bunlara paralel olarak ozellikle Kemalettin Bey’in, Vallauri’nin cok agir ve buyuk buldugu tasarimlarina tenkidleri ve rihtimlarin bu yuku kaldiramayacagina dair gorusu, belgelerde mevcuttur. Eminonu gumrugu yapilirken boyutlarda bir degisiklik olmasa da ilk projedeki cepheler ve ana giris holu plani degistirilmistir. Belgelere gore yapim maliyeti ile ilgili tum tartismalarda yeralan Vallauri, insaatin planlara uygun yapilmasindan da sorumludur. Ote degisiklik yapilan cephelerin yeni hali Vallauri tasarimi olan Selanik gumruk binalari ile buyuk bir benzerlik gostermektedir. Her iki binanin da cephesi, Ronesans saray mimarisi benzeri bir cephe duzeni icerisinde neoklasik bezeme ogeleri kullanilarak tasarlanmistir. Mansard cati, uclu pencere duzenleri, ucgen alinliklar dikkati ceken ogelerdir. Buyuk isikliklar, dokme demir struktur ve dokme demir mimari ogeler ile desenli cam kullanimi sozkonusudur. Ic mekanda kimi yerel tarihi referanslar iceren stilize mimari ogelere de yer verilmekle beraber, bu binalarda hicbir oryantalizm izi gorulmez. Liman girisinde, tamamen batili etki yaratan yapilardir. Rasyonel , kolay okunur planlara sahip bu cok aydinlik yapilarda Beaux Arts ilkelerine baglilik gozlemlenmektedir. Imtiyaz karsiligi yaptirilan liman ve gumruk insaat islerinin ihaleleri, hem yerli, hem Avrupali kisi ve sirketlerin ciddi rekabetine sahne olmaktaydi. Bu kapsamli ve pahali imar faaliyeti, kentlerinin onem kazanmasini, modernlesmesini isteyen elit kesim tarafindan desteklense de, istimlakler ve deniz dolgulari dolayisiyla, mulk sahiplerinin, yerel halkin, imtiyaz sahibi sirketlerden liman hizmetleri almak durumunda olan tuccarlarin, yerel basinin, modernlesen ve soylulasan liman bolgesinden uzaklastirilan ve makina kullanimi nedeniyle islerinden olan liman iscilerinin tepkisini cekebiliyordu. Kisacasi her kesimden kisinin bu donusume ve ilgili insaatlara dair talep ve beklentileri vardi. Ote yandan yirminci yuzyil basi Osmanli mimari uretiminde, gerek 1890’ lardan itibaren bina yapim sureclerinde ortaya cikan mimar-muhendis cekismesi gerekse 1894 Istanbul depremi sonrasi yogunlasan strukturde saglamlik arayislari ozellikle etkili olmustur. Sonucta, bu kentsel donusumler, mimarlar ustunde hem politik, hem teknik anlamda, hem de kullandiklari mimari tarza dair ciddi baskilar yaratmis olmalidir. Mimarlarin kendilerini kanitlamak ve is alabilmek icin, cok cesitli talep ve beklentilere yanit veren optimal cozumler bulmalari ve ozellikle yeni insaat teknolojileri konusunda dogru secimler yapmalari gerekiyordu. Daha yeni de olsa, betonarme teknolojisi, Osmanli kent mimarisinde yirminci yuzyil basindan itibaren hatiri sayilir uygulama alanlari bulmustu. Muhendislik hizmetleri de buyuk onem kazanirken, Osmanli mimari, uretimde saglamlik-fiyat dengesini de gozeterek onem ve pozisyon kaybetmeden muhendislerle isbirligi yapma durumundaydi. 1909’da Ikinci Mesrutiyet hareketiyle ise, bu talepler azalmadigi gibi, yabanci kapitalin geri cekilip insaat piyasasinin daralmasi mimarlarin durumunu daha da zorlastirmis olsa gerektir. Tum bu surec boyunca aktif bir kariyeri olan Vallauri’nin mimari tutum ve tercihleri ile ozellikle bu donemde uzerinde calistigi gumruk binalarinin hikayesi ve mimarin erken denebilecek bir yasta verdigi emeklilik karari, donem mimarliginin gundemi ve donusumu hakkinda ipuclari vermektedir.
Accelerating Research
Robert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom
Address
John Eccles HouseRobert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom