Nazarî Tasavvuf Geleneğinin El Kitabı: Muhtevası ve Tesirleri Bağlamında Sadreddin Konevî’nin Miftâḥu’l-ġayb’ı
Author(s) -
Betül Gürer
Publication year - 2017
Publication title -
cumhuriyet ilahiyat dergisi
Language(s) - Turkish
Resource type - Journals
SCImago Journal Rank - 0.127
H-Index - 2
eISSN - 2528-987X
pISSN - 2528-9861
DOI - 10.18505/cuid.282791
Subject(s) - art , humanities , physics
Tasavvuf dusuncesinin en onemli isimlerinden biri olan Ibnu’l-Arabi ile birlikte tasavvuf tarihi “muhakkikler donemi/metafizik tasavvuf donemi” olarak adlandirilan yeni bir surece girmistir. Ibnu’l-Arabi, bu donemin kendisine mahsus anlayisini telifleriyle tesekkul ettiren muhakkiklerin basinda gelmektedir. Ancak ondan tevarus eden irfani malumati duzenleyerek sistemli bir nazariyat ureten ise hic suphesiz Sadreddin Konevi olmustur. Onun bu katkisinin en muhim meyvesi ise kendisinden sonraki muhakkik sufiler tarafindan adeta basucu kitabi olarak kabul edilen ve nazari tasavvuf anlayisinin usul ve esaslarina tahsis edilmis olan Miftâḥu’l-ġayb’dir. Muhtevasinin yogunlugu ve onemi sebebiyle bu eser uzerine pek cok serh yazilmis ve boylece nazari tasavvuf anlayisi, Konevi sârihleri vasitasiyla Ekberi-Konevi cizgide sekillenerek Turk-Islam dusuncesinde yerini almistir. Bu makalede, tasavvuf tarihindeki metafizik donemin ozelliklerinden kisaca bahsedilerek Miftâḥu’l-ġayb’in muhtevasi ve tesirleri hakkinda bilgi verilecek, Miftâḥu’l-ġayb sârihlerinden olusan ve bahsi gecen nazari tasavvuf anlayisini sekillendiren Ekberi-Konevi damar, ana hatlariyla tanitilmaya calisilacaktir . Islam dusuncesinin kelam ve felsefe gibi temel ilim dallarindan biri olan tasavvuf, baslangicindan gunumuze kadar, tasavvuf tarihcileri tarafindan ozelliklerine gore tasnif edilmis bazi farkli donemlerden gecmistir. Bu tasnife gore, pratik ve ferdi yonu agir basan bir zuhd hareketiyle baslayan tasavvuf, yaklasik iki asir sonra bagimsiz bir ilim dali huviyetine kavusmus ve VII/XIII. yy.dan itibaren felsefi-kelami konularin derinligine tartisilmaya ve kaleme alinmaya baslandigi, metafizik/nazari karaktere sahip bir sistem gorunumu almistir. “Muhakkikler donemi” olarak da adlandirilan bu surec, Gazzâli’den sonra bahsi gecen pratik yonune ilave olarak, ozellikle Ibnu’l-Arabi ile birlikte, hakikati elde etmeyi amac edinen nazari bir boyut kazanmistir. Ibnu’l-Arabi ile zirveye cikmis olan nazari tasavvuf dusuncesini, muhakkiklerin tabiriyle "ilm-i ilâhi"yi formel bilimler hiyerarsisine dâhil eden ise Sadreddin Konevi’dir. Konevi'nin hem nazari tasavvuf dusuncesine hem de Ekberiye ekolune katkisi birkac farkli sekilde olmustur. Bunlardan biri, onun Ekberi fikirlerin anlasilmasina, Ibnu’l-Arabi’nin eserlerinde daginik halde olan fikirlerini duzenleyerek sagladigi katki iken, bir digeri telif ettigi eserlerle metafizik dusunceyi buyuk olcude sekillendirmesidir. Konevi’nin bu telifleri arasinda ilk sirayi, tasavvuf tarihinde Ibnu’l-Arabi ile birlikte ortaya cikan yeni donemin el kitabi sayilabilecek eseri Miftâ ḥ u’l-ġayb ’i almaktadir. Miftâ ḥ u’l-ġayb, muhtevasi, metodu ve kendi devrine kadar dile getirilmemis bazi fikirleri ileri surmesiyle hem tasavvuf tarihini hem de Islam dusunce tarihini sekillendiren bir tesirde bulunmustur. Muhakkikler donemi denilen yeni donemin temel metinlerinden biri olan Miftâ ḥ u’l-ġayb’ in dusunce tarihinde ozel bir donemle ozdeslesecek kadar onemli olan yonu, sadece bu teorik sahayla ilgili bilgiler vermesi degil, ayni zamanda verdigi bu bilgileri degerlendirme yontemlerinden bahsetmesi ve bu tarz bilgilerin kaynaklarindan ve bu sahanin kendisine mahsus ilkelerinden soz etmesidir. Baska bir deyisle eser, ait oldugu doktriner tasavvuf alaninin usul kitabi olma ozelligi tasimaktadir. Muhtevasindan kaynaklanan bu ozelliginin yaninda Miftâ ḥ u’l-ġayb’ i tasavvuf tarihinde onemli kilan, iki hususiyeti daha vardir. Bunlardan ilki sudur: Muellif, ilm-i ilâhi olarak adlandirdigi metafizigin konusunu, ilkelerini ve meselelerini bu eserinde belirlemistir. Konevi’nin bu faaliyeti ile tasavvuf ilmi, formel bilimler hiyerarsisinde yer edinmistir. Miftâhu'l-gayb'in ikinci onemli ozelligi ise sudur: Eser, tasavvufun oto-kritik ozelligine sahip olan bir ilim haline gelmesinde buyuk katkilar saglamistir. Zira Konevi bu eserde, sufinin bilgisini test edebilecegi birtakim olcutler tespit etmistir. Bunlar sahih marifeti batil olandan ayirmaya yarayan birtakim kaidelerdir. Yani, musâhede yontemi neticesinde elde edilen bilginin degeri hakkinda bir bilinc saglayan bu prensipler, kesfi bilginin degerini ortaya koydugu gibi ayni zamanda tasavvufun da kendisine mahsus bilgi elde etme yontemi olan bir sistem oldugunu ispatlamaktadir. Konevi’nin, Miftâ ḥ u’l-ġayb vasitasiyla yaptigi bu katki yani, tasavvufun mudevven ilimler tasnifinde mustakil bir yer edinmesini saglamasi ve sufilerin bilgi elde etme yontemi olan musâhede yonteminin gecerliliginin ve kesfi bilginin degerini ortaya koymasi tasavvuf tarihinin ilklerindendir. Miftâ ḥ u’l-ġayb, bahsi gecen ozelliklerinden dolayi Osmanli entelektuellerinin yogun ilgisini gormus ve uzerine pek cok serh yazilmistir. Sadreddin Konevi'nin eserleri arasinda uzerine cok sayida serh yazilan tek kitap Miftâhu’-gayb'dir. Bunun sebebi Miftâ ḥ u’l-ġayb' in muhtevasinin serhe ihtiyac duyacak kadar yogun ve mucmel olmasi ve eserin Konevi'nin diger eserlerindeki goruslerinin ozu/ozeti olmasidir. Bu sebeple, Miftâhu'l-gayb'in muhtevasinin tahlili ve bu eser uzerinde olusan literaturun incelenmesi, Osmanli ilim geleneginin temel dinamiklerinin gun yuzune cikmasi icin buyuk ehemmiyet arz etmektedir. Miftâ ḥ u’l-ġayb' in sârihi belli olan alti ve sârihi bilinmeyen iki tane olmak uzere toplam sekiz adet serhi bulunmaktadir. Bu serhleri kaleme alan muellifler: Molla Fenâri, Kutbuddinzâde Izniki, Ahmed Ilâhi, Abdullah Kirimi, Osman Fazli Atpazâri, Abdurrahman Rahmi Bursevi ve isimleri bilinmeyen iki sârihtir. Bu serhler sayesinde, Ekberi fikirler, Osmanli entelektuel hayatina intikal ederek onun temelini teskil etmis, genelde Turk dusuncesi, ozel de ise Osmanli dusuncesi, bu fikirler etrafinda geliserek sahip oldugu kimligi kazanmistir. Burada isimlerini zikrettigimiz Miftâ ḥ u’l-ġayb sârihlerinden ve Ibn Arabi takipcilerinden olusan fikri mektebe Ekberiye ekolu denmektedir. Iste bu ekolde Miftâhu'l-gayb'inin sârihlerinden olusan ve “Konevi takipcileri” olarak adlandirabilecegimiz grup, ekolun diger uyelerinden yontem ve uslup noktasinda farklilasmaktadir. Cunku Miftâhu'l-gayb serhlerinde goze carpan husus sârihlerin meselelere yaklasim tarzlarinin ve eserlerin muhtevasinin Konevi’nin sistemi cercevesinde sekillenmesidir. Zira sârihler eserlerinde Konevi'nin ele aldigi konulara odaklandigi gibi, mevzulara yaklasimlarinda da Konevi'nin yontemini izlemislerdir. Dolayisiyla Ekberiye ekolunde Konevi takipcileri Ibnu’l-Arabi takipcilerinden kismen farklilasmis ve Konevi takipcilerinden olusan bu mektep de kendine ait hususi bir yontemi olan bir damar/ekol halini almistir. Bu damarin sekillenmesinde en buyuk katki ise elbette ki Molla Fenâri'ye aittir. Zira Miftâ ḥ u’l-ġayb' in ilk sârihi olmasi, kendisinden sonra kaleme alinan diger serhlere etki etmesini ve onlari sekillendirmesini sagladigi gibi, ayni sekilde Molla Fenâri'nin mevzulari ele alis yontemi ve izahlarinda mantik kaidelerini kullanmasi, filozoflarin yontemlerini dikkate alarak meselelere aciklik getirmesi, uzerinde durdugumuz Konevi cizgisinin sekillenmesinde onemli rol oynamistir. Nitekim Miftâ ḥ u’l-ġayb serhlerinin hemen hepsinde Molla Fenâri’nin etkisi acikca gorulmektedir. Kisaca, Ekberiye gelenegindeki Konevi damarinin, Konevi'nin yontemlerini kullanmasiyla sekillenmis ve Molla Fenâri'nin yaklasim tarziyla gelismis bir sistem oldugu soylenebilir. Ancak bu cizginin gerek yaklasim tarzi ve gerekse ilgi alani itibariyle Ekberiye ekolunun disinda oldugu asla dusunulmemeli bilakis, Konevi cizgisinin, Ekberi gelenek icerisinde tezahur etmis, nev’i sahsina munhasir ozellikleri olan, bir tavir ve damar niteligi tasidigina dikkat edilmelidir.
Accelerating Research
Robert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom
Address
John Eccles HouseRobert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom