Edebiyat İncelemelerinde Tarihe Yeni Bir Dönüş : Towards A New Turn To History in Literary Studies
Author(s) -
Rümeysa Çavuş
Publication year - 2002
Publication title -
ankara üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi dergisi
Language(s) - Turkish
Resource type - Journals
eISSN - 2459-0150
pISSN - 0378-2905
DOI - 10.1501/dtcfder_0000000209
Subject(s) - history of literature , turn (biochemistry) , cultural turn , art , philosophy , literature , history , sociology , anthropology , chemistry , biochemistry
New Historicism is a critical approach which considers power relations as the most important context for all kinds of texts. This theory was formulated in the early 1980's by Stephen Greenblatt as a reaction to formalistic approaches. By reinterpreting the notions of "history" and "culture", New Historicists brought a new outlook on literary studies. They define literature as a product of political, social, religious and cultural power operations. New historicism requires the study of literary texts in relation to other texts from various fields. The practice shifts the border between literature and history claiming that like literature history passes through a process of selection. New Historicism was influenced by both Marxism and Anthropology and focused on concepts such as ideology, power relations and culture. The main influence on New Historicism was Michel Foucault. Foucault's views on the concept of discontinuity in history made a great contribution to the theory. The ultimate aim of this paper is to introduce New Historicism which has become an influential practice in the discipline of literary studies. Yeni Tarihselcilik 1980'lerin başında "Yeni Eleştiri"ve "Yapısalcılık" gibi biçimsel yaklaşımlara bir tepki olarak ortaya çıkan bir tür eleştiri yaklaşımıdır. Bu eleştirel yaklaşım, metnin tarihsel bağlamdan koparılıp zaman ve mekandan bağımsız, evrensel bir çerçevede incelenemeyeceği fikrini dile getirerek, metnin içinde üretildiği tarihi ve kültürel koşulların önemini vurgular. Uzun zamandan beri "tarih" ve "kültür" gibi iki önemli kavramın edebiyat eleştirisinden uzaklaştırıldığını düşünen bir grup eleştirmen, bu iki kavramı yeniden yorumlayarak edebiyat incelemelerine yeni bir bakış açısı getirmiştir. Bu yöntem ilk olarak Amerikalı eleştirmen Stephen Greenblatt tarafından ortaya atılmıştır. Greenblatt'a göre, edebi eserler "güçlerin çatıştığı ve sürekli değişen çıkarların söz konusu olduğu alanlardır ve her an devrilme ve yıkılma hissi uyandıran durumlardan ibarettir." (Ed. Vincent B. Leitch, 2001:2250) Yeni Tarihselciler edebi metni birbiriyle çatışan isteklerden ve birbirine zıt değerlerden oluşan toplumsal denizin içine atılmış bir tekne olarak görürler. Yeni Tarihselcilik yaklaşık kırk yıl önce ortaya çıkan tarihselcilik eleştiri yaklaşımından farklı bir boyut içerir. Yeni Tarihselciler, tarihselcilere oranla geçmişte yaşanmış olay ya da gerçeklerle daha az ilgilenirler. Bunun nedeni geçmişte gerçekleşmiş olan olayların nesnel bir şekilde yansıtıldığı konusunda kuşku duymalarıdır. Yeni Tarihselciler, tarihin mutlak gerçekleri yansıtacak kadar nesnel olmadığını savunurlar. Serpil Opperman'ın Postmodern Tarih Kuramı'nda bahsettiği gibi, "Tarihin bilimsellik iddiası, tarihçinin olayları bir seçme süreci sonucu belli bir düzen Edebiyat İncelemelerinde Tarihe Yeni Bir Dönüş 123 içinde anlatıya çevirmesiyle zaten yıkılmaktadır. Yalnızca seçme ve ayıklama işleminin kendisi tarihin ne denli nesnellikten uzak olduğunu göstermektedir." (1999:8) Aslında bu anlamda edebiyat ve tarih arasında fark yoktur. Bu doğrultuda, Yeni Tarihselciler edebiyat ve tarih arasındaki sınırları kaldırır. Yeni Tarihselcilerin karşı çıktığı diğer bir nokta ise, tarihselcilerin edebiyat metnini toplumsal ya da entelektüel zemine oturtarak incelemeleri ve incelenen edebi metnini dönemin karakteristik dünya görüşünün bir yansıması olarak görmeleridir. Geçmişi "dönemsel eğilimler" olarak algılayan tarhselci eleştirmenler, Rönesans döneminin ya da Reformasyon döneminin, örneğin, tek egemen inanış sisteminden oluştuğunu varsayar. Yeni Tarihselci bakış ise edebiyatı belirli bir zamanın ve yerin kültürünü oluşturan kurumların, toplumsal uygulamaların ve söylemlerin bir parçası olarak görür. Ayrıca geçmişin farklı görüşlerden, değerlerden ve eğilimlerden oluştuğunu ve bunların çoğu kez birbirleriyle çatıştığını öne sürer. (Brannigan, 1998:31) Yeni Tarihselciliğe göre edebiyatı kısaca şöyle tanımlayabiliriz: edebiyat politik, toplumsal, dinsel ve kültürel güç ilişkilerinin etkileşimi bağlamında ortaya çıkan bir üründür. Bu nedenle, edebi metinlerin estetik değerler doğrultusunda incelenmesi yeterli değildir. Yeni Tarihselcilik belirli bir dönemin dilsel, kültürel, toplumsal ve politik yelpazesini daha derin bir şekilde algılayabilmek için, edebiyatın aynı döneme ait her alandan değişik metinlerle birlikte incelenmesi gerektiğini savunur. Böylece Yeni Tarihselci yaklaşım edebiyat ve diğer metinler arasındaki ayrımı kaldırır. Bu bağlamda Yeni Tarihselcilik akımının öncülerinden olan Louis Montose'un "metinlerin tarihselliği ve tarihin metinselliği" (1989:20) tanımı önem kazanır. Montrose, tarihin bir dizi sabit ve nesnel gerçeklerden oluşmadığını ve karşılıklı etkileşim içinde olduğu edebiyat gibi yorumlanması gereken bir metin olduğunu belirtir. Diğer taraftan, herhangi bir metin yüzeysel gerçekleri yansıtıyor olsa da aslında belirli bir döneme ait tarihsel koşulların "ideolojik ürünleri"nden ya da "kültürel oluşumları"ndan oluşur. Daha önce de belirtildiği gibi, Yeni Tarihselcilik, edebiyat ve tarih arasındaki farkı yok ederek, bu iki disiplin arasında karmaşık bir etkileşim yaratmaktadır. Yeni Tarihselciliğin her türlü metni toplumsal ve politik oluşumların işlevsel bileşimi ve ürünü olarak görmesi Marksist düşünceden etkilendiğinin bir göstergesidir. Marksizm, tarih olgusunu en basit anlamıyla tek ve evrensel olarak nitelendirir ve her tarihin egemen ekonomik grubun menfaatlerinin tüm toplumun menfaatleri gibi yansıtıldığı, işçi sınıfının menfaatlerinin temsil edilmediği ya da azınlık bir grup olarak nitelendirildiği sınıf çatışması olarak gösterdiğini dile getirir. Kısaca Marx "her dönemin egemen düşüncelerinin o dönemin egemen sınıfının düşünceleri" olduğunu söylemiştir. (Marx and Engels,1991:50) Her türlü toplumsal olayı ekonomik
Accelerating Research
Robert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom
Address
John Eccles HouseRobert Robinson Avenue,
Oxford Science Park, Oxford
OX4 4GP, United Kingdom